Dünya liderleri aynı masaya oturuyor. Kameralar karşısında el sıkışılıyor, gülümseyen fotoğraflar servis ediliyor. Ancak o masada herkes aynı şeyi konuşmuyor. Bir ülke için gündem savaşken, bir diğeri için petrol fiyatları ya da ticaret hacmi… Aynı masa var ama aynı vicdan yok.
Bir coğrafyada bombalar altında kalan çocuklar, başka bir coğrafyada sadece akşam haberlerinin kısa bir başlığı. Uzaksa üzülünüyor, yakınsa tepki veriliyor. Vicdan, sınır kapılarında durduruluyor. Oysa acının dili, dini, bayrağı olmaz.
Uluslararası ilişkilerde saygı kavramı da giderek aşınıyor. Güçlü olan ülkeler hata yaptığında “jeopolitik zorunluluk” deniliyor. Zayıf olan aynı hatayı yaptığında ise yaptırımlar, tehditler ve kınamalar devreye giriyor. Bu, adaletten çok güce duyulan bir saygıdır; insan onuruna değil.
Sevgi ise küresel siyasetin en çok unuttuğu kelime. Çünkü sevgi; silah satmaz, borsa yükseltmez, manşet getirmez. Ama insanı yaşatır. Sevgi olmadığında, masada alınan kararlar rakamlara indirgenir; hayatlar dosya numarası olur.
Oysa dünya gerçekten aynı masadaysa, sorumluluk da ortak olmalıdır. Saygı; sadece müttefike değil, mazluma da gösterilmelidir. Vicdan; sadece seçim zamanlarında değil, her kriz anında devreye girmelidir. Sevgi ise “bizden” olanla sınırlı kalmamalıdır.
Bugün dünyaya eksik olan şey yeni zirveler değil; ortak bir ahlaktır. Aynı masada oturmak yetmez, aynı insanlıkta buluşmak gerekir. Aksi hâlde o masa, çözüm üreten değil, vicdan erozyonunu büyüten bir vitrin olmaktan öteye geçemez.
Çünkü vicdan yoksa adalet eksik kalır. Saygı yoksa barış kırılgandır. Sevgi yoksa dünya, sadece büyük ama soğuk bir haritadan ibaret olur.
Saygılarımla,Turan YAZAN



